Yukarı Çık

Anne Arzu’nun Hikayesi Bölüm 1-2-3

      Eklenme Tarihi :13.07.2013 02:05:03 Okunma Sayısı :24261          
 
Hiçbir zaman anne olmayı düşlemedim ben; ne evlenmek ne çocuk sahibi olmak gelecek planlarım arasında olmadı, geziyordum eğleniyordum, sonu ne olur düşünmüyordum. Biz geldik hadi evleniyorsunuz dedi babası yüzükleri taktı parmaklarımıza; akla gelebilecek tüm doğa olaylarını mücbir sebep sayarak düğünü erteledik yıllarca sonra da bu kadar süründük yeter artık bir evimiz olsun diyerek evlendik,iyi de yaptık ;yıllardır hadi evlenin diye dırdırlanan akraba-i taallukat için değişiklik oldu şimdi de çocuk yapın diye doladılar dillerine.Tüylerim diken diken oluyordu bana çocuk yok mu,bebek ne zaman diye sorduklarında.

Kendim burada olmaktan pek memnun sayılmazdım ve başka bir birey de benim yüzümden gelmemeliydi bu dünyaya; eşim Mehmet’e çocuk sahibi olabileceği başka biriyle yeni bir hayat kurmasını söyledim birkaç kez. Tabii ki baba olmak istediğini ama bunun için benden vazgeçmeyeceğini söylüyordu; bu ev iki kişilikti bir çocuğa yer yoktu; bir çocuğun yaşam alanı olmaktan uzaktı burası; herşey sade ve sert köşeliydi oysa çocuklar daha yumuşak ve süslü püslü şeyler severdi. Hem artık gerçek bir işim yani kapı gibi bahanem de vardı ama çocuk sahibi olamamak pahasına benimle olmaya direnen birine bunu yapmaya da hakkım yoktu. İleride konuşacak bir şeyimiz kalmazsa, bir gün senden sıkılırsam çocuk yaparım belki diye çıkıverdi ağzımdan; ona umut vermiştim ama nasıl olacaktı zaten 35’e çok yaklaşmıştım; bu yaş kadında dönüm noktasıydı;artık hamile kalırsam riskli ve gergin bir süreç olacaktı buna şüphem yoktu;aniden karar verdim hemen hamile kalmam lazımdı;buna hazırdım.Tek bir şeyde kararım netti;şayet düşük riski var yatacaksın derlerse asla bu tavizi vermeyecektim;gelmek istiyorsa gelecekti dünyaya ben baskı yapmayacaktım hayatta kal diye ve o da direnecek güce sahipse gelecekti.

İçime doğmuş başıma gelecekler; ilk muayenemde daha yatman gerekli dedi:)
Henüz birkaç gün olmuştu hamilelik sürecim başlayalı; herşey planlı programlı olduğundan zaten şüphem yoktu orada olduğundan ama garip gelen bazı belirtiler de görüyordum, herşey yolunda mı diye gitmiştim doktora. Pratik olarak evet hamilesin bir oluşum var ama teoride henüz pek sayılmazsın dedi doktor. Döllenmiş yumurta rahim duvarlarında bir o yana bir bu yana çarpıyor, geziniyor yerleşeceği en emniyetli noktayı arıyormuş; bu sırada da küçük parçalar kopuyormuş gördüklerim onlarmış; şayet birkaç gün fazla hareket etmeden yatarsam işini kolaylaştıracakmışım.

Hamileliklerin yüzde yirmisi zaten bu aşamadan öteye geçemezmiş yani ben beklediğim için farketmişim aslında belki de hiç bilmeyecek olabilirmişim.


BÖLÜM 2:

Düşündüm ve kararımı verdim; henüz bir şey yokmuş gibi davranacaktım zaten kimseyle konuşmak istemiyordum bu konuyu ve bir de uzun zaman öncesinde planlanan bir tatilim vardı, tek korktuğum şey gittiğim yerde başıma ciddi bir şey gelmesiydi; sağlık sigortamı yaptırdım ve 3 haftalık yoğun bir gezi turuna çıktım. Şayet planladığım gibi olmuşsa; şayet günlerce canlı kalan ve en hızlısını kapmayı başaran bir yumurtaysa o zaman hayata sımsıkı sarılacak azimli bir kız çocuğu olarak dünyaya da gelecekti, bundan hiç şüphem yoktu. Tatilimin son haftasında farkettiğim limona karşı artan sevgim ve dönüşte freeshoptaki parfüm reyonlarına nefret dolu bakışlarım herşeyin yolunda gittiğine işaretti ama zor bir sürecin başlangıcıydı tiksinme zincirim.

İlk önce sütten tiksinmeye başladım. İlk günlerde çok fazla içmiştim sütü ve artık adını anmak istemiyordum ama sütle kalmadı olay; zinciri ucuca bağlamaya başladım, sütten yapılan diğer gıdalardan da tiksinir oldum ve şansa bak ki tatile gittiğim yer isviçreydi. Daha sokağın başından alıyordum rokforun, gravyerin kokusunu; gravyer peynirin memleketi, muhteşem güzellikte La gruyera'daydım ama nefesimi tutmaktan etraftaki doğayı seyredemiyordum. Tatil dönüşü birkaç gün sonra tiksinme delice bir boyut aldı. Sütten üretilen gıda çeşitliliği bol olan bir ülkede yaşayan kardeşimden, onun sesini duymama sebep olduğu için telefondan, yine süt ürünleri bol olan o ülke ile anıldığından çikolatadan ve gelirken getirdiğim çiikolataları barındırdığından buzdolaından ve tabii ki hepsini bir arada tutan evimden tiksiniyordum. Birkaç gün annemde kalıp geçmesini bekledim ama daha da arttı, Mehmet hemen buzdolabındaki herşeyi kolileyerek anneme getirdi; kolileri anneme beni de evime takasladı:)

zincirin ikinci sırası da parfümden gidiyordu; kardeşim ikaz etmişti beni fazla koklama tiksinebilirsin diye ama dinlememiştim maalesef; şimdi de her çeşit parfümeri malzemesinden dayanılmaz boyutta tiksiniyordum. Şampuanlar, spreyler parfümler deli ediyordu; ofiste çok yakınımda dünya tatlısı kokoş bir arkadaşım, ismi lazım değil tanımazsınız zaten:)) Yanımdan her geçişinde ben de bir daha aslaa aslaa parfüm kullanmicam yeminleri edip bu işkencenin kaç gün kalmış olabileceğini hesaplıyordum, işin kötüsü hamileliğimi henüz kimse bilmiyordu ve bilmemeliydi de çünkü ekonomik kriz patlamıştı, her hafta işten atılma listeleri açıklanan bir dönemdeydik hamile çalışanlarına çok saygılı davranan ilk fırsatta onlara evlerinde dinlenme fırsatı sunan bir iş yerinde çalışıyordum ilk listeler de de hiç te şaşırtıcı olmayacak şekilde doğum izninde ya da çıkmak üzere olan arkadaşlarımız vardı.sıra bana gelecekti ona şüphe yoktu ama en azından ilk sıralarda olmak istemiyordum.

Neyse ki nefret ettiğim armut şekil işe yaramıştı karnımın görünmesine engeldi ve zaten tiksinme sayesinde kilo almıyor aksine veriyordum. Hala aynı kot pantolonları giyiyordum ve sen sigarayı bıraktın iyice hamile misin yoksa diyen olunca da yooo ne alakası var diye direk inkar ediyordum. Karnımda kelebek kanadı çırpınışları başlayıncaya kadar sürdü bu şaka değildi hamileydim; nası yani... Ağzıma dahi yakışmıyordu hamileyim kelimesi!

BÖLÜM 3:

Hala aynı pantolonları giyiyordum ama bu sefer tepkiyi koyan biri vardı artık.yeni şeyler almalıydım da nasıl şeyler vardı ki hamileler için hiçbir fikrim yoktu.hadi giysi işini halledecektik ama yüzüstü yatmadan uyumam imkansızdı benim ama tam uykuya dalmak üzereyken biri beni yukarıya itiyordu ve uyandırıyordu.artık hamile moduna girmiştim ama anne olma modundan hala çok uzaktım o orada ben burada yaşamaya devam ediyorduk ama samimiyetimiz yoktu pek; taa ki bir gün kıpırtıyı kesinceye kadar,saat 10 oldu yok öğlen oldu yok,oturuyorum kalkıyorum yine kot var üzerimde halbuki ama umrunda değil.birden başımdan aşağı kaynar sular indi;bi arkadaşım bahsetmişti anne şayet hamileyken bebeği istemediğini dile getiriyorsa bebek bunları duyuyor ve beyni duyduklarını bilinç altına kaydediyormuş ve çocuk ileride intihara meyilli oluyormuş.

Akşama kadar tedirgin bekledim;yeminler edip durdum bi daha öyle şeyler söylemicem,bi kerecik kıpırdasın başka bişey istemicem,bi kıpırdasın kendi kendime DP parfümün kapısında tam 5 dakika durmaya tahammül cezası vericem.

Yemekle pek aram yoktu artık zaten;acıkmıştım ama bişey istemiyordum.neyse ki o nefret edilesi ülkeden getirdiğim:) peynirler evden gönderilmişti de buzdolabının kapısını açabiliyordum artık;bakınırken çikolata gördüm onu yedim şöyle bi uzandım;aa o da ne çikolata seviyor bu yahu;kıpır kıpır:)derin bi oh çektim;OK artık gıcık olmuyorum duruma zaten artık en azından nesquikli tarz bile olsa süt te içebiliyorum mesela.hem yolun yarısını aştık zaten yani yokuş aşağı geçtik;neredeyse viabilite sınırına geldik;birkaç hafta sonra 24 hafta olacak ve o haftadan itibaren ben olmasam da hayatta kalabilme şansı olacak;yani olay benden çıkacak artık daha rahatlayacağım ve ayrıca ufaktan alışveriş listeleri de yapmaya başlasam iyi olur.


Öyle böyle 26. haftaya geldik;artık hamile olduğumu biliyor herkes zaten belli de oluyor bakınca,hamile kıyafetleri giyiyorum iş yerinde;iş yeri demişken orası da iyice sıkıcı oldu;her hafta yeni listeler,her hafta yeni üzüntüler;artık giden arkadaşlara gruplar halinde vedalar yapıyoruz;bu arada o pastaları yemesem iyi olacak şekerim yükseliyor kilo alıyorum,zaten sıra bana geliyor gerçi birkaç haftam kaldı doğum iznime herhalde insanlıktan bu kadar da çıkmış olamazlar;zaten gideceğim ve doğum izninde çıkıp bir daha inemeyenler kadrosuna dahil olacağım kendiliğinden;o kadar da yana yakıla çıkarasıları gelmez derken malum odaya davet edildim birkaç kişiyle beraber ben de.Bu dönemde etrafımdaki arkadaşlarım gerçekten ne kadar iyi niyetliydiler;ne kadar samimiydiler ;gerçekten plansızca ve art niyetsizce mi olmuştu bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim ve maalesef kendilerinden başka kimse de bilemeyecek.Ben başka yol yoktu diye düşünmeye devam etmek istiyorum.


   
 
       
Yorumlar
   
elif canyurt 05.08.2013 17:17:07
canım benim yaa, bilmeyerek ne kadar rahatsız etmişim seni:( keşke rahatsız olduğunu söyleseydin canım yaa, çok çok üzgünümm.((
arzu 05.08.2013 17:56:01
aa yok yaa saçmalamaaa;güzel bi anı şimdiii
 
 
Yorumlar Yaz  
   
Adınız Soyadınız
Yorumunuz