Yukarı Çık

Anne Rüzgar'ın Hikayesi

      Eklenme Tarihi :13.07.2013 02:09:34 Okunma Sayısı :4859          
 
Ben 29 yaşında 2 kız çocuk annesiyim. Yaşantım, hayat hikayem ve şuan yaşadıklarım çocukken kurduğum pembe düşlerden çok uzakta malesef... Çocukluğumu bile doya doya yaşayamadım diyebilirim. En güzeli sadece çocukken arkadaşlarımla sokakta oynadığım oyunlardı; saklambaç, yakan top ve daha nice çocuksu masum yalansız oyunlar; büyüklerin oyunlarından çok farklı... Maddi sorunlar yaşayan, özel aile problemleri olan bir ailenin büyük kızıydım. Ben kendimi bildim bileli annemi çok sevdim, çok değer verdim, onun üzülmesine gözünden tek damla yaş düşmesine bile kıyamazdım ama anneminki gibi bir evliliği hiç istemiyordum, hayallerim hep çok güzel; tozpembeydi. Annem eşi tarafından aldatılmış, alkolik bir kocası ve 3 çocuğu olan, bunlara rağmen güçlü bir kadındı. O adam, benim babam aslında bizi seviyordu ama sevgisini bize göstermiyordu…

Aile sorunları yüzünden hayatımızı İstanbul’un her ilçesini taşınmakla geçirmişizdir. Her yıl başka yer, başka ev, başka okul, arkadaşlar... Bu bizi psikolojik olarak fazlasıyla yoruyordu kardeşimle beni. Annem ev temizlik işlerine giderdi. En küçük erkek kardeşime bakmak için diğer kardeşimle beni birimiz okulda sabahçı diğerimiz öğlenci olarak okurduk. Daha 4.sınıfa giderken hem evin temizliği yemeği kardeşimin bakımı çoğunlukla benim yükümdü...Diğer kız kardeşim benden 2 yaş küçük, o bile bakılmaya muhtaçken o da evin işlerinde bana yardım ederdi. Çocukluk mu yaşadık, yaşı küçük ev hanımı mıydık? Kim bilir işte... O yüzden de tam okuyamadık yaa... Ama zaman geçtikçe herşey normale dönmeye başladı, artık babam da çok değişmişti alkol ve dışarıdaki hayatı bırakmış, eşini sahiplenmiş kendisini biraz da olsa bizlere evine vermeye başlamıştı.

Bizler de büyüdük genç kız olduk :) Kalp heyecanlı, sevmek sevilmek ister diye ilk evliliğimi 18 yaşında küçük yaşta kaçarak yaptım. Eşimi çok seviyordum o da beni çok seviyordu bana bişey olmasını asla istemezdi, hep koruyuculuk yapardı bana 3yıl flörtten sonra ailelerin itirazıyla kaçtık.
Aileler onaylamıyordu, çevreden herkes eşimin iyi bir insan olmadığını söylüyordu, seni süründürür laflarına inanmıyordum, resmen gözüm karaymış. Belki ben de öyle biliyordum, sevgi işte... Ama sevgi her şey değilmiş, evliğim tam 1.5yıl kadar sürdü. Sürekli kavgalar, tartışmalar, eşimin beni kısıtlamaları, kıskançlığı her şeyi alıp götürdü benden… Eşim çalışmayı sevmezdi çalışıp evini görmüyordu sürekli maddi sorunlar yaşadım ama ailem hep arkamdaydı, sağ olsunlar. Ama ailenin desteği de bir yere kadar. 

Eşime ayrılmak istedeğimi söyleyince şiddetle karşı çıktı, beni vazgeçirmeye çalıştı. Sevginin yerini kısa zamanda nefret almıştı bende ve en son artık dayanamadım mahkemeye başvurdum boşanma davası açtım, Allah yüzüme gülmüştü ki tek celsede bitmişti her şey, çok mutluydum, annem den yeni doğmuş kadar özgürdüm. Aancak buda kısa sürdü ayrıldıktan sonra 4.5aylık hamile olduğumu öğrendim, dünyalar başıma yıkılmıştı, ne yapacağımı bilmiyordum. Herşeye isyan ettim, lanet ettim. Bu çocuğu doğurmayı hiç düşünmüyordum, gitmediğim doktor kalmamıştı, lakin tüm kapılardan geri döndüm. Ailemle konuştuk hep, napcaz falan diye sonra başa gelen çekilir dedik, bunda da bir hayır vardır diye doğurmaya karar verdim. Yine de bir ümit, doğmasın diye ilaçlar mı içmedim, ağır eşya mı taşımadım, merdivenlerden yüksek yerlerden atladıysam da öldürmeyen Allah öldürmüyormuş işte…

Adetlerim hep düzensizdi zaten hamile olduğumu hiç düşünmemiştim. Hamileyken de hiçbir şey anlamadım, Rabbim o kadar rahat bir hamilelik geçirtti ki anlatamam; ne bulantı ne ağrım ne de aşermem oldu sanki hamile değilim karnım bile fark edilmeyecek kadar küçüktü… Doğum anı geldi çattı kapıya; normal doğum yapmam için aslında uygun değildim ama sezaryan da malesef pahalıydı normal doğum için suni sancı verdiler, çektiğim acıları tekrar hatırlamak bile istemiyorum…

Acılardan bağrışlardan sonra, bir kızım olmuştu... Kızım olmadan önce, ben sadece bu çocuğu doğuracağım ama bakmayacağım diye düşünüyordum. Direkt babasına vermekti niyetim, bana çok çektiren adamın bir de kızına bakamazdım… Anne olana kadar... Kızım doğdu, bir ara kısacık gördüm, acılarım azalmıştı; içimde tekrar görebilme hayecanı vardı. Doğum zor geçtiği için bebeğin plesantası rahime yapışık olmasından düşmemişti doğumda, üstüne bir de kürtaj yapıldı canlı canlı… Doktorum bile şaşırmıştı: “ilk defa başıma böyle birşey geldi, belki de kürtaj olmasa kan kaybından gidebilirdin bile.” demişlerdi. Kızımı ilk kucağıma aldığımda öylesine karışıktı duygularım, üzülsem mi sevinsem mi bilemedim, ağladım ağladım… Annem “Ağlama, zaten babasına vereceksin.” dedi ama öyle olmuyormuş “Saçının tellini bile vermem.” dedim. Anne olmak çok başkaymış, anlatılmaz hele de insanın kendi canı olması, kokusunu, gülüşünü, ağlamasını hiçbir şeye değişmez bir anne...

Babasının bile haberi yoktu kızından taki nüfus cüzdanı çıkarana kadar… İlk söylediğimde karşı çıktı, önce ben nerden bilebilirim benden olduğunu, sonra yok ben kızımı alacağım, evlendiği halde tekrar birleşmek istediğini falan zırvaladı... Her gün değişken, dengesiz laflar konuşuyordu. Öyle böyle nüfus cüzdanı çıkardı ve bir baba olarak 2 yaşına kadar gördü kızını. Şuan kızı 8yaşında ama malesef 6yıldır bir ses yok, insan öldü mü sağ mı diye arar herşey maddi değildir; bir çocuk için en önemli şey anne ve babanın vereceği sevgidir. Az çok kızım biliyor babasıyla ayrı olduğumuzu ama pek sormuyor, tabi içindeki baba özlemini kimse bilemez.

Çok uysal bebeklik geçirdi çok şımarttık ailece... Hiç ona babasızlığı yaşatmadık ama birazda hata yapmış olduk. 8 yaşında ama hala büyümedi, hala şımarık birşeye zor adapte oluyor... Kızım 5 yaşındayken 2.ci evliliğimi yaptım sevgiden daha çok mantık evliliği oldu. Mart ayında tanışıp temmuzda evlendik. Görüşmelerimizde sevgiden hiç bahsetmedik; daha çok ikimizde ilk eşteki hataları yanlışları neler isteyip istemediğimizi anlattık birbirimize. Anlaşıp da evlendik ailelerin rızasıyla. En çok sevindiğim de bu olmuştu. Aile olmak tekrardan ve ailelerimizin anlaşması çok güzeldi. İlk evlendiğimde gelinlik giymiştim ama ona da gelinlik demek gerekirse hiç beğenmediğim eski püskü bana 10numara nerdeyse büyük gelinlikti. İkincide ise; sağ olsun çocukluk arkadaşım ben gelinlik bakarken bana o çok güzel gelinliğini vermek istemesi, üzerime oturması, 2.ci gelinliğimi beğenerek tekrar nikaha oturmam çok mutlu etmişti beni, bu sefer herşeyin istediğim gibi olması mutlu etti beni.

Evlendikten 2ay sonra 2.kez hamileydim, eşimle ikimiz de istemiştik bu bebeği. Büyük kızımın kardeşi olması onu çok mutlu etmişti, eh birazda kıskançlık tabiî ki vardı. Sağ olsun eşim kızıma üvey babalık göstermedi ve göstermiyor da, büyük kızımı sever onun isteklerini yapar. 
Bu hamilelikte benim sağlığım çok bozulmuştu her ay hastanedeydim, kanamalarım mide bulantıları yanmalar vücudumda ödemler (şişkinlil) çok zor yorucu hamilelik geçirdim. Bunun da kız olması beni sevindirmişti gönlümden hep gene kız geçiyordu. Ablasının bir arkadaşı, kardeşi, can dostu bile olabilir çünkü ben de kız kardeşimle hep böyle büyüdüm, arkadaş gibiydik...

Hamilelikte yapılan testlerde 2.ci bebeğimin down sendromu göründüğü bilgisini aldığımda çok üzüldüm. Her gün dualar ettim, sağlıklı da olsa, olmasa da mecbur kabullenmek vardı yoksa doğumu sonlandıracaklardı. Eşimle başka doktora gittik, o doktor bizi biraz ferahlatmıştı tam kesin değil demişti. Risk altındasın sadece ama sanmıyorum böyle bişey olmayacak demesi, eşimle beni rahatlattı ama gene de içimizde korku vardı. Çok şükür eli ayağa düzgün sağlıklı doğdu bebeğimiz. Çocuklarımın bebekliği gayet iyi oldu genelde. Beni de uykusuz bırakmadılar hiç :) Kızlarım bana yeri geliyor, her şeyimi unutturuyorlar… Eşimle arada tartışmalar olsa da gene de çok şükür evliliğimiz yolunda sadece eşimin sağık sorunu akdeniz ateşi (fmF) var. Bu da düzenli çalışmasını engelliyor, sürekli iş değiştirmesi maddi sorunlara tartışmalara yol açıyor. Eşimin ailesi sürekli destek oluyor sağ olsunlar. Ben de baktım olmuyor böyle yaşamak zor; iş bakmaya karar verdim. Şuan çalışıyorum iyi bir işim var. Çocuklar kayın validem bakmakta. Her şey çocuklar için zaten; çalışmam da onlar için... İnsanın çocuğu olması kadar güzel bişey yok 

   
 
       
Yorumlar
   
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı 
 
Yorumlar Yaz  
   
Adınız Soyadınız
Yorumunuz