Yukarı Çık

Doğum Bölüm 2

      Eklenme Tarihi :07.08.2013 23:00:54 Okunma Sayısı :3684          
 

DOĞUM:

Bölüm 2:

Anestezidoktoru,  hazırladığı iğneyi, hiçkıpırdamamamı öğütleyerek belime enjekte etti, bana kıpırdama diyordu ancakistemsiz ilk dokunmayla irkilip, hareket ediyordum maalesef. Tekrar denedi,tekrar, tekrar nihayet 4. seferde iğne belimden aşağısını hızla uyuşturdu, benbile anlamadım uyuşmuş olduğumu. Hemen doğum doktorum geldi, örtünün arkasındannasıl olduğumu sordu, sağolsun sormaya da bilirdi, değil mi soğuk biri sonuçta.İyiyim dedim ama uyuşmuş olduğumdan çok da emin değildim, ya uyuşmazsam da kesmeyebaşlarsa diye boş boş korkarken, bir ilaç sürdük, soğuktu hissettin mi diyesordu, hayır dedim ve rahatladım. Keşke anestezi doktorum doğum doktorumolsaymış, ne hoş sohbetti adamJNe iş yaptığımı, kendi kardeşinin de tekstil müh. olduğunu, kilo almayan şanslıhamilelerden olduğumu, sırasıyla doğum doktorumun yaptıklarını anlattı,konuşturarak benim sakin kalmamı sağlıyordu. Evet acı duymuyordum ama süreklibir çekiştirmeyle sedyede sallanıyordum, sırtımın sağ tarafına doğru bir ağrıgirdi, batıyordu resmen, anestezi doktoruna normal mi diye sordum, o da karınaçılınca organların arasındaki boşluğa hava dolup gaz sancısına sebepolabileceğini söyledi. Yani şimdiden başladı gaz sancım.

15 dk. falan oldu sanırım. Bebek hemşiresi elindeki yeşilörtüyle doktorun yanına yaklaştı, bebek geliyor dedi doktor, çekiştirmelerarttı. En son bebeği çektikleri andı, ıhh diye inledim, ardından oğlumun İşte ben geldim dercesine attığıçığlık duyuldu. İncecik sesiyle kesik kesik ağlıyordu. Hemşire hemen banagetirdi küçücük yumuşacık mor yanağını gözyaşlarım ıslattı, o da ağlıyordu bende… Ne güzel bir şeysin sen, o kadar kirli halinle nasıl bu kadar güzelkokulur, cennet kokusu dedikleri bu mu, canım oğlum… Allahım bu çaresizceağlayan bebek benim mi şimdi? Sonsuz şükürler olsun sana, ne güzel bir his buböyle mutluluk karışığı, aşk sarhoşu oldum bile…

 

Hemşire biz gidiyoruz annesi, senin için hazırlanacak oğlun,dedi ve gittiler. 10 dk. sonra ben de ameliyathaneden çıkarıldım ama odama dagötürülmedim, 15 dk. öylece sedyede bekletildim, zaten çok üşümüştüm; biranönce oğlumu, eşimi annemi görmek istiyordum. Odaya girdim ki, herkes orada:Seyyide teyzemler gelmiş, Selen gelmiş, Güzinler gelmiş, oğlumun halasıNazlılar gelmiş. Her şey öyle apar topar oldu ki, bu kısa zamanda gelebilmişolmalarına hem şaşırdım hem de çok sevindim. Yalnız üşüme olayım sonsafhasında, olanı biteni anlatmaya çalışıyorum, geldiğiniz için çok mutluoldum, diyeceğim ama üşümekten çenelerim birbirine çarpıyor, ne dediğim birtürlü anlaşılmıyor. Hemşireden bir battaniye daha istedik, oksijen takıldı, biryandan da serum. Spinal yan etki yapıp baş ağrısı yapmasın diye sürekli birşeyler içirdiler.

Derken hemşire, bir arabanın içinde oğlum ve oğlumun doğumsertifikasıyla içeri girdi. Bebek Canyurt 29 Ekim 2011 Cmtsi saat 20.37 dedoğdu. Kilosu: 2500gr. Boyu: 46 cm. Baş çevresi 33cm… “Annesi testleriniyaptık, her şey normal, küçük ama maşallah çok sağlıklı. Birazdan geleceğim,ilk sütünü emmesi lazım.” dedi, çıktı. Hepimiz arabanın içinde sağa sola yalanarakbakınan oğlum Mete’ye bakıyorduk, ne masumdu. Birol hemen kucağına aldı. Negüzel görünüyordu ikisi beraber. Ne güzel sözler söylüyordu minik oğluna, onunasıl mutlu ettiğini, onu nasıl beklediğini anlatıyordu kollarındayken. Hiçbana benzemiyordu oğlum, Birola da benzemiyordu, zaten öyle küçücüktü ki,birine benzetmek gerçekten zordu.

 

Birkaç resim çekip misafirlerimiz de gitti. Benhatırlamıyorum ama daha sonra Selen’in bana söylemesine göre, bebeği hemşireyanıma koyduğunda ilk sözüm, ona acıyarak bakıp: “Ayy o çok aaç…” olmuş, gayriihtiyariJ Ovakit itibariyle, rahmetli anneannemin çok korumacı annelere benzettiği lafı‘Ana değil; Kondana’ gillere dahil olmuşum bile. Çok şükür emmesinde birsıkıntı yoktu ama sürekli uyuyordu, hemşirenin bana uyandırmak için gösterdiği,ayağının altını sıkma yöntemleri de, bana gayet gaddar gelmişti. Emme vaktigeldiğinde her seferinde hemşireyi çağırdık, ben onun gibi bastıramıyordum,yani bastırmak istemiyordum. Kondana’lık yolunda emin adımlarla gidiyorumJ

 

İlk akşamın anne için zor olacağını duymuştum, bıçak yarası,gaz sancısı vs. Saat 1 de bir ağrı kesici iğne yapıldı, biraz daha iyi oldum.Bebeği emzirmek için konumlanmakta zorlanıyordum, kendimi oynattığım her ancanım yanıyordu. Başım ağrımasın diye içirilen kahvelerden mi, yoksa oğlumunheyecanından mı bilemiyorum, sabaha kadar gözümü kırpmadım, hiç uykum gelmedi,şöyle içimin geçtiği bile olmadı. Kulağım sürekli oğlumda, gözüm de süreklisaatteydi, aman emme vaktini geçirmeyeyim, çok aciz, çok zavallı geliyorduminik oğlum bana, gerçekten ona bir şey olacak diye ödüm kopuyordu. Annemaçılıp yatak olan tek kişilik koltukta yatıyordu, birol ise sadece tek kişilikbir koltuktaydı. Onlar da benim kadar yoruldular, hele annem son dakikaya kadarevde iş yapıyordu. Hiçbirinin hakkı ödenmez.

Sabah erkenden bir hemşire geldi, zaten tüm gece etrafımdadönüp durdular. “Hadi yürüyüş vakti, yavaş yavaş yürümeye başlaman lazım.”dedi. 5 dk. sürdü yataktan doğrulmam, ne zormuş iki adım atmak, iki büklümnefes nefese yürümeye çalıştım 10 dk. Tekrar eskisi gibi olmayı öyle istiyordumki…

Hastanede 2. günümüz. Yine sevdiğim herkes yanımda. Arzular,dayımlar, Seyhan teyzem, Fulya, Nazlı, Ceyhan, Ayşegül. Neyse ki kimse gelmedensabah hazırlamıştı Birol oda ve kapı süslerini, bari onlar tam olsun. Mete deçok mızmız değildi, emiyordu, uyuyordu, arada babası gezdiriyordu. Benim deyürümem biraz daha iyiydi ama yine de kendi başıma kalkamıyordum. Ertesi günakşam vakitleriydi hastaneden çıktığımızda, hava da gayet kıştı. Eve dönerkenyine duygusallaştım. Üç kişi çıktık evden ve 4 kişi girecektik evimize; artıkevde bizimle beraber hep bir minik daha olacaktı… Şimdi tam bir aile olduksanırım…

 

 

   
 
       
Yorumlar
   
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı 
 
Yorumlar Yaz  
   
Adınız Soyadınız
Yorumunuz