Yukarı Çık

EVDE 3 ÜÇKAĞITCI

      Eklenme Tarihi :12.6.2019 14:01:33 Okunma Sayısı :431          
 


1. Benden Birol’a:

“Canım ya, çıkmayayım şu çamaşır yığınının içinden. Hazır kurulmuşum katlamaya, hazır sen de ayaktayken, bana bir bardak su getirsen?”

“Ay yok, hiç gidemem şimdi içeri, kalkınca alırsın artık suyunu.”

 

Tam o sırada televizyondan “zırrr, zırrr” diye cep telefonu sesi geldi, hani şu eski, çevirmeli telefonların kulak delen sesinden. O sıralarda da, Birol da o tonu yeni kullanmaya başlamıştı telefonunda. Sesin daha nereden geldiğini anlamadığını anladığımda, hemen atladım, “telefonun çalıyor galiba.” Bir bardak su için içeri gitmek zor gelirken, telefonu için tabi hemen koştu. Ben de hiç bozuntuya vermedim ve ses kesildi. O telefonunu içeride aranırken, tekrar seslendim:

 

“Canım ya, ses televizyondan gelmiş, telefonunu aramana gerek yok. Hazır içeriye gitmişken, bir bardak da su getirirsin değil mi?” Söylene söylenede olsa, getirdi suyumu sonuçta. Bir kase çekirdeğin sonunda rastlanan ayıklanmış çekirdek sevinci benimkisi. İkisi de hazıra konma. İkisi de tembel sevindiren.

 

2.Birol’dan Mete’ye:

 

“Baba hadi saklambaç oynayalım, hadi.”

“Ama oğlum, tam da Beşiktaş- Fenerbahçe derbisinin görüntüleri var şimdi ya. Yirmi dakika sonra oynayalım, tamam mı?”

“Tamam değil baba. Hadi baba, hadi, hadi, hadiiii!”

“İyi hadi ben sayayım,sen saklan ama çok iyi saklan bulamayayım seni, tamam mı?”

“Tamam…”

“1, 2, 3…10.  Saklanmayan ebe…”

 

Gerçekten Mete çok iyi saklandı. Birol sadece maç özetini değil, yarım saatlik reklamları bile yaylana yaylana izledi. Arada “Aa, nerede bu çocuk hiç bulamıyorum, nasıl da zor biryere saklanmış yahu” dedikçe, bizimki de gaza geldi. Yarım saat çıkmadı masanın altından. Zavallım neyse, en son çıktı geldi, sobeledi tabi. Onu bekleyen bir ebe yoktu, anca koltuktan beri gaz veren bir ebe vardı. Tek kulağı kıpkırmızı olmuş yavrumun, onca vakit masanın altında yatmaktan, zavallım. Bu taktikle Birol birçok kere maç özetleri izleyebildi...Yani birçok kere saklambaç oynadılar. Bu mutluluğun tarifi ise, “Sana bir fıkra anlatayım mı? Anlat, demekle olmaz… Sana bir fıkra...' daki fıkra kadar sevimsiz bence.  

 

3. Mete’den Bana:

 

Sabah zaten alarmı duymadık. Acele edersek ancak belki Mete’nin okul servisine yetişecektik. Bende trafiğe kalmadan Çorlu’daki müşterime gidebilecektim. Neyse karga tulumba attım kapının önüne, hem onu hem kendimi. Asansörde de, evde yapsak vakit kaybedeceğimiz işleri tamamlamaya çalıştım kendimce: Mete’nin fermuarını kapatıyorum, arkasına bastığım ayakkabımı giyiyorum. Tam o zamansızlıkta “Arabam kaldı evde” dedi minik böcük. “Napalım Mete, alamayız şimdi, servisin aşağıda bekliyor. Bugün de araban olmasın yanında, yarın götürürsün.” diyorum, ikna edeceğimi sanarak. “Ama anneee…” diyerek ağlamaklı oldu. Bilirim, o dudak aşağıya doğru ters “u” olunca başlar hemen isyeeaaannnn!

 

Anladı ki çok kararlıyım; gözlerini gözlerime dikip “kakam geldi” dedi. Suratını pembeden kırmızıya, kırmızıdan mora çevirterek. Az daha morarmaya devam etse, oracığa bırakacak sanki.

 

Şimdii; bu, eve dönebilmek için anneye söylenebilecek en etkili cümle, kullanılabilecek en iyi koz, şakağa dayanmış en büyük silahtı. Çocuk bu, zaten hep olmadık zamanda gelir böyle işleri de, ufacık da olsa gerçeklik ihtimali, eve dönmeye yeterli sebepti zaten. Bu, olduğu yere çakılıp, zorlama hareketleri, kakanın gelmiş olmasından değildi bence, kaka gelsin diye idi ama küçük bir çocukla böyle b.ktan oyun oynanmayacağını da çok iyi biliyordum sonuçta. Oracıkta doğruluğunu test edecek cesaretim de yoktu. Mecburen servise “gelemiyoruz, siz gidiverin” diyebildim gözlerim yaşlı.

Tabi eve geri döndük. Uzunca bir zaman tuvalette kakasının gelmesini bekledi. Yetmez gibi bir de bana oradan sesleniyor: Annee, sinirlenince çok kolay çıkıyor bu, diye.‘Ikınma’nın dört yaş ifadesi bu olsa gerek.  Tabi ki Mete o gün oyuncağıyla okula gitti. Tabiki eşek yüküyle trafik çektim, kıl payı randevuma yetişebildim. Tabi ki Mete vurdu,gol oldu. Nokta.

 

Nasıl bir aileyiz, bu seviyeye nasıl geldik, bilemiyorum. Kimse dürüst değil bu evde. Sanki birdirbir oynuyoruz, herkes birbirinin sırtından atlıyor. Biri bu oyunu bozsun artık.


   
 
       
Yorumlar
   
Bu habere eklenmiş yorum bulunamadı 
 
Yorumlar Yaz  
   
Adınız Soyadınız
Yorumunuz