Yukarı Çık

Hamileliğim 3-6 ay

      Eklenme Tarihi :06.08.2013 01:08:15 Okunma Sayısı :3924          
 

3– 6 ay: (14-26. hafta):

kız mı erkek mi?

 Hep derler hamileliğin en rahat dönemi bu ikinci trimester, yani ikinci üç aylık dönemdir diye. İlk zamanlarda yaşanan mide bulantısı, baş dönmesi, ağzın ekşimesi gibi birçok şikayetlerin azaldığı veya geçtiği bir dönem. Hem de bebeğin cinsiyetini öğreniriz bu zamanda. Her anne gibi ben de çok merak ediyordum cinsiyetin ne olacağını. Süsü püsü sevdiğimden etrafımdan en çok kız bebek yakıştırılıyordu bana. ‘Senin kesin kızın olur’ yakıştırmaları, karnımın hafifçe sivrilmesiyle ‘erkek olacak galiba’ şeklinde değişiverdi. İşyerinden ilk şefim Mirem ise bana en başından erkek olacağını söyleyen tek kişiydi. O da kız bebeklerin ilk dönemde annede genelde mide bulantısı vs. sorunları yaşattığına, nispeten erkek bebekte bu türlü sorunların az yaşandığına inandığından ve benim de hiçbir şikayetimin olmayışından bebeğimin erkek olduğunu düşünüyordu. 16. haftada her şey belli olacaktı ama biz 12. haftada doktorumuzu biraz sıkıştırmıştık. O da: “Hiçbir netliği olmamakla birlikte bana bacak arası sanki düz geldi, bir ihtimal kız olabilir ama bir dahaki ay her şey belli olacak ona göre.” dedi ama bu cümle söylediğim herkeste ‘tamam kız o zaman’ netliğine çoktan dönüştü.

 16. hafta kontrolünü sabırsızlıkla bekliyorduk, sıradaki üç kişiden sonra nihayet içeri bizi aldılar. Eşim de beni hiçbir doktor kontrolünde yalnız bırakmadı, hatta bebeği o kadar merak ediyordu ki, ultrason cihazının fiyatını bile sordu, sanki eve alacakJDoktorumun konuşkan olmasını çok seviyordum, her seferinde ‘kuzucuğum şimdi nasıl, kuzcuğum çok yorulmasın, tamam mı yavrum’ muamelesi bu dönemde çok iyi geliyordu doğrusu. O gün de ultrasonu karnıma koyar koymaz, “Hazır olun, bir prens geliyor.” dedi, hatta bize de gösterdi. O an itibariyle bana bir gülme krizi geldi, hatta muayeneden çıkıp annemlerle konuşurken bile hala gülüyordum, belki ben de kendimi fark etmeden kıza alıştırmıştım, bilemiyorum, her ne olursa olsun durumdan gayet mutluydum. Tabi arkadaşım Fulya’yı da aradım, oğlumu rüyada da olsa ilk gören o olduJ

isim arıyoruz:

Cinsiyeti öğrenilen bebeğin artık adının düşünülme vakti gelmiştir. İlk listede bir sürü erkek ismimiz vardı: Doruk, Burak, Bora, Berk, Berke, Hakan, Cenk, Kuzey, Koray, Rüzgar, Toprak, Çağan, Çağatay, Mert, Emre, Erdem, Yağız, Ayaz, Poyraz,  Ömer, Mete, Efe, Ege, Ada, Ata, Deniz. Eleme yaparken ilk olarak soyadımızla Canyurt’ la uyuşmayanları eledik. Mesela hernekadar Cenk ismini sevsem de, Cenk Canyurt söylemesi zor ve komik olduğundan, Cincan gibi geliyordu kulağa, onu da eledik. İleride yurtdışına taşan şöhreti olur diye değil tabi ama yinede söylemesi kolay ve kısa olsun istedik; ö, ü, ç, ğ gibi Türkçe karakterlileri eledik. Derken Kuzey ve Mete de kaldık, belirsizlik çok uzun sürmedi. Eşim Mete olsun dedi, biz de oğlumuzun adını Mete koyduk.

   ilk tekme:

 Bu vakte kadar, kendimi ne hamile gibi hissediyordum ne de anneliğe dair bir şeyler, hatta anormal miyim diye bile düşünüyordum. Nedense ultrasonda bebeğin şeklinin belirginleşmesiyle, cinsiyetinin bile artık öğrenilmiş olmasıyla, hafif hafif da karnımın çıkmasıyla durum biraz değişti. Bir gün iş çıkışı eve yorgun argın gelip, ayaklarımı orta sehpanın üzerine koyup, gözlerimi kapayıp da içimde bir vuruş, ardından ikinci vuruşla ne oluyor diye korkup hızla ayağa kalkmam, yanlış bir hareket mi yaptım ne oldu diye paniklememle, telefonla annemi aramam bir oldu. Annem: “Belki tekmelemiştir, kızım korkma.” diye söyleyince, hemen internetten bebek tekmelerini araştırdım. Açıkçası ilk defa olduğu için çok anlamlandıramıyordum bu hareketi ama gerçekten çok korkmuştum. İnternette ilk gebelikte bebeğin tekmelerinin olduğunu ama annenin 20 -22 . haftadan sonra hissedebildiğini, ikinci gebelikte 16-20. haftada hissedilebildiği yazıyordu. Benim de 18. haftamın daha ilk günüydü ve başlayış o başlayış oldu, hergün hergün nerdeyse aralıksız tekmeliyordu. Zaten karnımda hep çok hareketliydi, zayıf olduğum için de, hele de 6. aydan sonra çok rahat hareketleri dışarıdan görülüyordu. Hatta kardeşim Ebruyla tatilde beraberken (7.5 aylık), erken uyandığım bir sabah, o uyurken yanına gittim, sarıldım arkasından, “Niye vuruyorsun yaa!” diyerek kalktı. Sonra karnıma baktı ve bastık kahkahayı. Durmuyordu yerinde, içeride sürekli isyan halindeydi. O zamandan belliydi içeride çok kalmak istemediği.

güzel haberler:

Bu dönemde yaşadığım bir güzel olay da, işyerinde masalarımızın bile yan yana olduğu iş arkadaşım Güzin’in de hamile kalması oldu. İşte, evde geçirdiğimiz zamandan daha çok zaman geçirdiğimiz için, böylesine bir arkadaş desteği süper oldu gerçekten. Bir hamile için; geçirdiği tüm değişimleri başka bir arkadaşıyla beraber geçirmesi, bunları paylaşması, aynı şeylerin yaşanıyor oluşu, birbirinin halinden anlayabilen iki yoldaş olmaları kadar güzel bir şey yoktur herhalde. “Benim sırtım ağrıyor, senin de ağrımış mıydı, ben uykuya doyamıyorum, ben yemeye doyamıyorum…” Sorular, konular, hayaller bitmez. Hatta daha sonra da başka yakın arkadaşlarımın da hamile olduğunu öğrendim. Arkadaşım Leyla’nın oğlu, Bilge’nin oğlu, Aslı’nın kızı, Yelda’nın da bir erkek bir kız ikizleri olacaktı. Ne güzel. Ne de olsa 28-32 yaşlarındayız ve bu dönem genellikle ilk bebek düşünenlerin dönemi. Ne güzel oğlumun bir sürü arkadaşı olacak, benim de bir sürü taze annelerim…

Ofiste:

Aaa kesinlikle ofisimizden bahsetmem lazım. Gerçekten çok şenlik bir departmandık. Yeme eylemini çok seven, iki hamilesi olan 8 kişilik bir ekiptik.  En çirozları ben bile hamilelik vesilesiyle bayağı ayak uydurmuştum bizimkilere. Dolaplarda ve masa üstlerinde sürekli atıştırmalık bir şeyler olurdu ve satınalma olduğumuz için ikram da çok gelirdi. Çalışma ortamımız da gayet sıcak ve samimiydi. ‘ Aman sen hamilesin’  ilgisi çok yoğun bir şekilde sürüyordu. Sabah 8 de işte olurduk, 8.30 da çalışmaya başlardık.

Bu yarım saatlik arada firmanın terasında Güzinle şölen niteliğinde kahvaltımızı yapardık. Organik beslenme adına diyetimizde simit, poğaça yerine; zeytin peynir, domates, bal, süt, tam tahıllı ekmek bulunurdu. Yanımızda da en son kim doktora gittiyse, onun bebişinin ultrason resmi, o zaman o kara resimler bizim her şeyimizdi, yok öyle saklanmış, yok böyle uyumuş, yok sanki babasına benziyor…

 

 

   
 
       
Yorumlar
   
Ebru Delikanlı 09.08.2013 14:46:47
Iyi ki de adi Mete oldu :-)
 
 
Yorumlar Yaz  
   
Adınız Soyadınız
Yorumunuz