Yukarı Çık

Oyun Vakti

      Eklenme Tarihi :12.07.2013 19:03:24 Okunma Sayısı :3892          
 

OYUN VAKTİ

Her anne gibi, oğlumun gülümsediği, güldüğü her ana bayılıyorum. Aslında, onun için yaptıklarımızın tek gayesi yüzünde o gülücüğü oluşturmaktan ibaret. Bu mutlu anlar, en çok oyun vaktinde kesintisiz oluyor,karşılıklı; dert tasa her şey unutuluyor.

Eğitici, öğretici, ucuz ya da pahalı o kadar çok oyuncak çeşiti var ki ve o kadar da cezbediciler ki; almamak içten değil. Araba, bebek,lego, bisiklet, kitaplar… Say say bitmez, zaten hepimiz aldık. Buna rağmen, şu cümleyi de hiç söylediğiniz oldu mu? ‘O kadar oyuncağı var, hiçbiriyle oynamıyor, illa şu kapakla, tencereyle vs. gibi (evde oyuncak olmayan) şeylerle oynuyor.’

Şahsen; bu durumu yaşamaya başladığımda, bir oyuncak alırken iki kere düşünür oldum ve %90 elimdekini almadan bıraktım. Zaten hediye olarakda bir sürü oyuncak geliyor. O yüzden burada oyuncaksız veya evdeki herhangi bir şeyle oynayıp, çok eğlendiğimiz oyunları anlatmak istiyorum. Açıkçası eğitici yanları var mı, emin değilim ama eğlendiğimizden çok çok eminim.

1 Yaş Öncesi Uydurmasyon Oyunlar:

 Üç aylıkken küçük çapta eğlenceli oyunlara başladık. Mete her an gülmeye hazır bir bebekti zaten.Babasının, çıngırağı uzaktan yüzüne doğru yakınlaştırarak  ‘çiko geliyor’ diye sallaması, kısa duruşlarla tekrarlayıp en son, yüzüne doğru ‘çiko geliyor, çiko geliyor…’ diye sallamasının ardından Mete, kikir kikir gülerdi.

Yine bu zamanlarda, karşılıklı çığlık atardık. Önce ben,sonra o. Nerdeyse benim yaptığımın aynısını yapmaya çalışırdı. İnce sese incesesle, kalın sese kalın sesle; uzunsa uzun; kısaysa kısa çığlık. Çok seviyordu haykırmayı.

6-7 aylık gibi üzerine attığım ince bir örtü ya da onun zıbını, herhangi bir eşyasını havaya atıp, onun üzerine düşürdüğümüzde yıkılırdı gülmekten. Tabi onunla beraber biz de…

Bu zamanlar bir de onu güldürmek için çıkardığım Yüzüklerin Efendisindeki Gollum tarzı garip seslere, o seslerle konuştuğumda da çok gülüyordu. Nerde, ne zaman yapsam çok gülüyordu. Belki de yaptığım şeylere değil de, onu oynatmaya çalıştığımı anlayıp da gülüyordu, bilmiyorum.

9 aylık gibi, saklandığım yerden hızlıca çıkınca, önce bir korkup sonra kahkahya boğulurdu. Ce-e nin versiyonlarından biri. Ce-e ile gülmeyen bir çocuk var mıdır acaba??

Ce-e nin bir versiyonunu da, yer yatağımızda onu uyutmaya çalışırken; daha doğrusu yatakta durmasını sağlamak için oynatıyordum. Yastıkların altında kalıp imdat istiyordum, o da beni bir vakit öyle izleyip,sonra yastığı üzerimden alıyordu. Ben de şaşkın bir yüz ifadesiyle onu karşılıyordum. Gül de gül, yorulana kadar. 

Ya da onun ince battaniyeleriyle veya bir tülbentle, en çok da bol delikli merserize kazağımla kafamı komple sarıp da, mumya gibi, kafamı hızlı hızlı oynattığımda da çok gülüyordu. Hele o deliklerin arasından gözlerimi döndürdüğümde, kopuyordu gülmekten. Hemen o dolma parmaklarını gözüme sokmaya çalışırdı.

Yine bu zamanlar, yalandan yere düşer gibi yaptığımda da çok gülüyordu. Şapşal şapşal kalkarken, o halime de gülüyordu. Bir de bu oyunun hiç sonu gelmesin istiyordu paşam.

Emeklediği dönemde bazen pantolonunun içine vik vik öten plastik küçük oyuncaklardan koyuyordum. Emekleyip emekleyip, oturduğunda vik diye çıkan sesle hafif irkilip, sonra da hoşuna gittiğinden hafif hafif kalkıp oturuyordu, vik vik vik vik ötsün diye…

Yaşına doğru benim dinlediğim müzikler ilgisini çekmeye başladı. Koltuğa oturtup karşısında Yıldız Tilbe misali çılgın gibi oynamaya başlayınca gülmekten ölüyordu bana. Yeter ki Mete’ ye ekşın olsunJ

1 Yaş Sonrası Uydurmasyon Oyunlar:

Yaşından sonra aslında çok fonksiyonlu oyuncaklarını daha bir fark etti, onları da kullanmaya başladı ama yine de en sevdiği (ki aslında en sevdiği diyebileceğim hiçbir oyuncağı yok) oyuncakla bile maksimum 5 dakika oynadığı için yine uydurmalardan yararlandık. Söyledim ya eğitici olduklarını iddia etmiyorum ama biz çok eğleniyoruz.

Beraber yatakta zıplamak favorilerimizden. Ben küçükken, annem yatakta zıplamamıza çok kızardı, yayları bozuluyormuş, belki de haklıdır üç çocuktuk neticede. Neyseki oğlumun, kızını zıplatmamış bir anneannesi varJ Hernekadar yasaklansak da zıplamanın keyfini biliyorum işte… Şimdi hep beraber havaya… Düşmemek şartıyla…

Gürültücü oğlumla çığlık atmaktan hiç vazgeçmedik. Bu seferağız ağza kadar yakın mesafede, nefeslerimizi çarpıştırarak aynı anda başlayıp,aynı anda bitirdik, aynı zamanda ince sesle; aynı zamanda kalın sesle bağırdık.Belli mi olur bu kadar ses çalışmasına belki de ünlü bir popçu olur.

Bir de bizim yatak odamızda az eşya olduğundan hafif yüksek bir ses hemen yankı yapıyor. Yankıyı keşfettiği aydan beri (15. ay sanırım) el çırpıp, ses yankılanınca muzur muzur gülüyor. Yine alkış, yine yankı… Herseferinde daha çok alkışlıyor, daha çok ses çıkarıp daha çok gülüyor.

Bazen bez değiştirmek için yatırmak çok zor oluyor. O zamanlarda hızlıca ayağındaki kısa çorapları çıkarıp; iki elime parmak kuklası gibi geçirip, gıdıklar gibi çorap kuklalarına Meteyi yedirtiyorum, buna da katıla katıla gülüyor. Yorulup yattığı için bezini de kolay değiştiriyorum.

Bazen çocuklar kriz gibi ağlar, hele ‘korkunç 2’ dönemi kapıdaysa. Bu zamanlarda ona hiç prim vermemeye özen gösteririm. Zaten kriz ağlaması başladıysa dediğini yapmakla yapmamak arasında hiçbir fark olmadığını siz de görmüşsünüzdür. O dayanılmaz ağlamanın da biran önce kesilmesini isteriz. Bu durumlarda birkaç yöntemin işe yaradığını gördüm.

kriz ağlamalarında:

* Onunla hiç ilgilenmeden, dur, sus demeden; onun ağlamasından yüksek ama sakin bir sesle, onun sevdiği bir hayvanın veya nesnenin hakkında eşimle ciddi ciddi konuşmaya başlarız. ‘Aaa küçük köpek bizim kapıya mı gelmiş babası, kim vuruyor kapıya, köpekçik mi bizim kapıda, hadiaçalım kapıyı, ay baksana ağzında da Metenin ayakkabısı mı var, yaa’ gibi… Birzaman sonra ağlama yavaşlar, bizi dinlemeye başlar, sonra beraber kapıya gideriz. Kapı açıldıysa %90 babasıyla bir hava alıp gelir.Bu yöntemin işe yaraması için, çocuğun konuşamasa da anladığı dönemler olmalı, 18. aydan sonra işe yarayacaktır.

*Ya da onun sevdiği başka bir oyunu eşimle oynamaya başlarız; deterjanlı sudan köpük yapmaya bayılır, o kutuyu alıp, köpük yapıp patlatırız. Kısa bir zaman sonra yanımıza gelir, köpük yakalamaya başlar. Bu yöntemi daha erken dönemde deneyebilirsiniz, yürümesi yeterli.

* Her zaman eşler olmuyor yanımızda. Tecrübeyle sabit işe yarar, bir o kadar da uyduruk bir yöntem daha; iyice yıkanmış camsil gibi birşeyden yüzüne su püskürttüğümde ağlama; ağlamayla karışık gülmeye, sonra da çılgınca gülmelere dönüşüyor. Bunu yaparken benim de ondan çok gülmem gerekiyor sadece, oyun olarak yaptığımı anlaması için.

*Ağalayarak yerde yattığı sırada, aniden onu mutlu edebilcek bir oyunla şoklama yönteminin işe yaradığını tecrübe ettim. Mesela pipetle yüzüne gülerek hava üflemek gib, ya da 0.5 lt.lik pet şişelerin karnına basıp hem ses çıkarıp hem de yüzüne gelen havayla güldürmek gibi.

* Uzunca bir zaman da Gangam Style’la çok oynadık; ne oynadık ne oynadık…

   
 
       
Yorumlar
   
ayşegül sarıoğlu 21.08.2013 17:25:02
biz daha ağlama krizlerine başlamadık,henüz 10 aylığız. ağladığı zaman benim kucağımda hemen sakinleşiyor. 2 yaş civarı ağlama krizlerine pek birşey yapılamıyor sanırım. sadece yanında olmak gerekiyormuş. dikkatini dağıtırsak kendini anlaşılmamış hissedebilirlermiş. o öfke nöbetleri de zaten kendilerini tam ifade edemedikleri için yaşanıyormuş. tabii bunlar kitabii bilgiler. uygulamada neler olacak daha bilemiyorum:)
 
 
Yorumlar Yaz  
   
Adınız Soyadınız
Yorumunuz